30 Mayıs 2016 Pazartesi

Ortamlar 

Bazı ortamlar vardır sen orda bulunursun
O sana sigara yaktırır
Sen bakarsın,o hatırlatır
O hatırlatır , sen utanırsın 

Utanırsın tabi ne çabuk unuttun 
Bir ağaç iki bank arası
Gülüştüğün , öpüştüğün , seviştiğin günleri
O nefesleri ve birden kesilişleri

Dedim ya o hatırlatır
Sen bakar geçmişi yaşarsın
Sen hatırlarsın
O sana sigara yaktırır 

Kadınlar sever erkekler ölür


Ah kadınlar sever bir erkeği 
Denizi seven martılar
Belki deniz de yüzen vapurlar kadar
Gülüşleri masum , cennetteki yasaklanan elma sanki
Bir o kadar tatlı bir o kadar da tehlikeli 
Şeytanın dünya üzerinde o estetik heykeli
Gülüşlerimizi çalan ah o masum kadınlar

Bir kadın sever belki ama bir erkek ölür 
Denizi seven martılar Deniz görmesede yaşar
Peki denizsiz bir balık nerde Yaşar Nasıl Yaşar 

Erkek içinde yaşar derinden sever 
Bu sebeptendir ki kadın ağlar erkek sadece bakar 
Kadın ağlar gözünden  bir gümüş  yaş akar 
Erkek sever kalbinden ciğerine kadar 
Kan akar açar bir gümüş damar 

29 Mayıs 2016 Pazar

İlk şiirim...

Sonbahar geldi yine 
Yapraklar döküldü yine 
Kuşlar uçtu diyarlara
Bana kalan yalnızlık yine
İlk şiirimin hatırladığım ilk 4 mısrası.o zaman 3. Sınıf öğrencisiydim aklıma geldikçe gülerim ulan sen hecelemeden okumayı yeni öğrenmişsin , el yazısından kurtulamamışsın şiir yazmak senin neyine bak bak bide yalnızlıkmış daha 'yalnız' kelimesinin nasıl yazıldığını bile bilmezdim ama cümle içinde kullanabilmişim demek ki. Şimdi gülüyorum belki ama benim için gerçekten değerliydi ,ilk çocuğum gibiydi ilk defa bişey becerebilmiş gibi hissediyordum.ve sıra arkadaşım Aslı diye bi kıza göstermiştim şaşırtıcı biçimde şiirimi beğenmişti.  şiirlerimi her gösterdiğim zaman aldığım aynı soruyla karşılaştım ama bunun farkı vardı bu ilkti ve soru şuydu; bu şiiri sen mi yazdın ? Tabi ilk soru olmasının heycanı olarak kuduruk bi sesle 'evet ben yazdım demiştim ' belliydiki beğenmişti ve sorduğu ikinci soru ; not defterime yazabilir miyim ? Allahım ne kadar mutluydum ilk çocuğum beğenilmişti.beni çok mutlu etmişti bu yüzden ona da bir şiir yazacaktım ve bunun üzerine hemen ikinci şiirim için kolları sıvadım konusu ne olsun ? Sonbahar bitti o Zaman doğduğum mevsim ilkbahar olsun dedim ve bunla yola çıkıp;
İlkbahar geldi yine
Yapraklar yeşerdi yine 
Kuşlar geldi bizim diyarlara
Ben artık yalnız değilim yine

Şiiri yazdıktan sonra diğer şiire çok benzemiş olduğunu farkettim .sanki hocanın gelmek kelimesinin zıttını söyleyin diyince gelmemek demek gibi bişeydi.aynısı değil ama özgün de değildi.suçu ilkbahara atıp yaz , ve kışıda denedim ve sonuç yine aynıydı bu sefer de suçu ilham perime atıp şiiri uzun bir süre bıraktım.ne kadar aptalca da olsa unutamadım yazdığım o şiiri ve beğenilme duygusunu çünkü ilkler unutulmaz hangimiz ilk aşık olduğumuzun ismini unuttuk belki 2 yi 3 ü unutabilirsin ama 1. Aldığın ilk tatdır.kötü yada iyide olsa sana o aşı yapılır ve sen onu öyle öğrenirsin .mesela bir yere tatlıcıya gittin ve hiç denemediğin bişeyi yedin tadı güzeldi beğendin sonra başka bir yerde aynı tatlı yine karşına çıktı ve yedin tadı ilke göre farklıydı ama 2. Yediğin daha güzeldi. Ve yıllar geçti bu tatlı yine karşına çıktı ve sen yine yedin büyük bi ihtimalle 1. İle karşılaştıracaksın ve hatta 4,5,6,7 kere yediğinde de birinci ile karşılaştıracaksın diğerlerinin lezzetini unutmuş olacaksın çünkü sen o tatlıyı öyle öğrendin tadı digerlerine göre daha vasatta olsa o tatlının tadı öyledir.bu yüzden ilk önemlidir arkadaşlar ilklerinizi iyi seçin çünkü ileride sadece onla karşılaştıracaksınız.ilkler unutulmaz isterseniz test yapalım cevabı kendiniz verin aklınız başınızda bilinçli bir insan olduğunuzdan beri tabi ;


İlk oyuncağınız neydi?
İlk öğretmenizin adı neydi ?
İlk karşı cinsten sevdiğiniz kişinin adı neydi?
İlk çıktığınızın adı neydi ?
İlk öpüştüğünüz kişi kimdi?
İlk içtiğiniz alkolün türü neydi ? (Bira ,rakı vb)
İlk sigaranızı nerde kiminle içtiniz ?

Çoğunun ilkini hatırladınız dimi hatta bazılarınız  2. 3.4.  Yüde hatırlamış olabilir ama hepsini sıraya sokabilirse ya gerçekten iyi bir hafızaya sahipsiniz  yada daha o kadar deneyim yasamamışsinizdir 
Ama şunu bilin ki ileride sadece aklınızda sadece o ilkler kalıcaktır.

28 Mayıs 2016 Cumartesi

Neye ,kime göre mutluluk 

İnsan duygularında , en basit duygularından biridir mutlu olmak .her insan hayatında az da olsa çokta olsa mutlu olmuştur ve hatta bazı zamanlar 'dünyanın en mutlu insanı benim ' demişizdir o esnada lotoyu kazanan bir kumar bağımlısını veya yıllardır çocuğu olmayan bir annenin bebeğini kucağına aldığını düşünmeden, şuan dünyanın en mutlu insanıyım deriz ve aslında bakarsanızda yalanda söylememişsizdir çünkü mutluluk göreceli bir kavramdır insanların öncelik sıralamasına göre değişir kimisini Loto dünyanın en mutlu insanı eder kimisini yeni doğmuş kendinden bir bebeği. mutluluğun bir ölçütü yoktur.mesela benim en mutlu olduğum anlar günün doğuşudur her taraf karanlık sokak lambaları yanarken sabah ezanı okunur ve sanki güneş bu sesi duyunca gelmeye karar verir gibi yavaş yavaş gözükür ilk baş her taraf aydınlık değil ama karanlıkta sayılmayan bir hal alır doğal bir loş ışık gibi . çokta güçlü gibi gözükmez ama yine de sokak lambalarına meydan okurcasına aydınlatmaya başlar ortalığı. bu güce dayanamayan sokak lambaları kapanı verir aniden ve güneş her dakika kendini daha da gösterir. bu güneş öğlen güneşine pek benzemez doğrudan bakınca gözünü yaşartmaz ve açıkcası ısıtmazda sanki süs  gibi yada belki bi balerin veyahutta resim tablosu . güzel ve estetiktir ama pekte işe yaramaz sadece içini gıcıklar.gece boyunca duran yıldızlara ve ayada meydan okur gelişiyle ben daha kudretli ve güzelim benim olduğum yerde siz gözükmezsiniz bile der .ve güneşe dayanamayan yıldızlar an olur yok olur gider.kendinden başka hiç bir ışık saçan şeyi sevmez hepsini kendinin taklidi olarak görür bu yüzden geldiğinde hepsini yok  eder .ve ben Güneşe bakar mutlu olurum. kimisi ayı kimisi yıldızları kimide bebeğini sever ama ben en çok Güneş'i severim ve her sabah geleceği Zamanı bilir ona göre kalkar dışarı bakar gelişini beklerim .sanki oda her sabah benim için gelir gibi usul usul gelir .ben Güneşin doğduğunu gördüğümde dünyanın en mutlu insanı olurum ne de olsa mutluluğun ölçütü yoktur herkes aynı anda dünyanın en mutlu insanı olabilir .önemli olan mutlu olmak değildir ne kadar uzun Mutlu olduğundur yaşam boyunca veya da nelere Mutlu olduğundur .Mutlu olmak bir duygudan çok öğreti , yaşam tarzı olması lazım insanların bunu öğrenmesi ve hayatı boyunca uygulaması lazım bakın o zaman dünyada savaş oluyormu açlık kalıyor mu çünküMutlu olmayı bilen insandan zarar gelmez .o insan daha fazlasını istemez tatminsizlik yoktur eeee tabi aç gözlü insan kalmayıncaya aç insanda kalmaz kısacası mutluluk herşeyin ilaçı olabilir sadece ilacın Nasıl kullanılacağını bilmek gerekir.

Özgüvensizlik ve tatminsizlik


Ada'm kadına aşık olur, kadın adamın duygularına karşılık verir ve bir ilişki başlar.Fakat kadının yaptığı hiçbirşey , Adamın kendini bir dakikadan fazla seviliyor hissetmesine yetmez adam doyumsuzdur.ama kadın Adama çok bağlıdır ve pes etmez. Kadın en azından onu gerçekten sevdiğine ikna ettiği ve Adam bundan şüphelenmediği Zaman da , adam standartlarımı çok mu düşük tuttum acaba diye düşünmeye başlar . Kadının ,onun için gerçekten yeterince iyi olup olmadığını merak etmeye başlar . Sonunda kadını terk eder ,başka bir kadına aşık olur ve tango yeniden başlar

Şimdi bu Adam Hakkında ne diyebiliriz özgüveni zayıftır çünkü gerçekten iyi bir kadının onu sevmesinin mümkün olmadığını düşünür ve kadına güvensizliği aslında kendisine olan güvensizliğidir bunu sadece kendine yakıştıramaz egosu buna engel olur. Tatminsizdir çünkü elde ettiğinin fazlasını istiyordur elindeki ,elindekidir. Elde edince artık o kadar cazip değildir aşkı sevgiye dönüşmüştür çünkü aşk ona göre mükemmelliktir ulaşılamazdır. Daha iyisi varken hatalı bişeyi niye kabul etsin ki(!) unuttuğu bişey var hiç bir şey mükemmel değildir her insanın eksiği elbetteki vardır önemli olan senin o eksikliği sevginle tamamlayabilmen eğer tamamlarsan işte o kişi o Zaman mükemmel olur. Ama tatminsiz ve özgüvensiz insanlar bunu istemez , bunlara ne gücü nede isteği vardır işte bu sebepten ilişki kuracağınız kişinin özgüvenine dikkat ediniz saygılar ...iyi günler...

Doğum gününden doğum gününe


Yaşım 19 ve 19 yıldır her 20 nisanda biraz daha büyüdüğümü fark ederim, aklım başıma geldiğinden beri tabi.Sürekli geçen yıla göre neyi daha iyi yapıyorum ,neyi yapmayı bıraktım geçen yıl ne istiyordum bu yıl ne istiyorum, geçen yıl bakış açım neydi , bu yıl Nasıl bakıyorum hayata hep sorgularım ve farkettim ki hiç bir isteğim yerine gelmemiş ne istedimse ya yarım kalmış yada hiç olmamış zaten istediklerim olsaydı büyük bir ihtimalle buraya yazmaya başlamazdım hahaha gerçi yazıp yazmamam arasında fazlaca bir fark yok ama yazıyorum işte gece yatıp düşüneceğime oturuyorum bir kere yazıyorum okuyan varsa okuyup düşünsün ben yeterince düşündüm diye.ve söylemek istediğim asıl konu şu ki hayatımda değişikliği en bariz görünen şeylerden biri de arkadaşlarım her yıl çevremde başka başka insanlar, yüz çehreleri.her yıl doğum günümü farklı insanlarla kutluyorum .geçen yıl doğum günümde bana süpriz doğum günü yapan  ,hediyeler  alan arkadaşlarım
Bu yıl doğum doğum günümü bile hatırlamadılar mesela o kadar samimi arkadaşım oldu ve artık sokakta gördüğümüzde yüzümüzü çevirir hale geldik bunu pek sorgulamamak lazım nasıl maddiyat gelip geçici bişey ise maneviyatta pek kalıcı olmuyor günümüzde çünkü duygular değiyor insaların bakış açısı ,değerleri değişiyor zaten değişmeside lazım bir şey eğer değişmiyorsa -iyi yada kötü -ilerlemediği ,sabit ve olağan kaldığı kesindir ve bu boşta kalmışlık anlamına gelir.atalarımız boşuna dememiş öküz öldü ortaklık bitti diye insanların bir birine faydası dokunmayınca , gözden ırak gönülden de uzaklaşınca unutuluyor bir şekilde .ölüm gibi bu da doğanın kanunudur gibi sürekli  yenisi geliyor eskiler rafa kaldırılıyor ve hayat yolları tekrar kesiştirdinde  o tozlu raflardan çıkarılıp tekrar yazılmaya başlanıyor kitap ve iki üç kitap dışında bunların yeri sürekli yer değiştiriyor ,yenisi ekleniyor ,bazısı tamamen çöpe gidiyor ve insan ölmeye yakın , mazisine baktığında farkediyor ki  kütüphanesi geniş ama kitapların bir çoğu yarım yamalak ya hatalı yada boş.

27 Mayıs 2016 Cuma

Altın kural

Herkesin sizi onaylamasını,sevmesini istiyorsanız iyi şanslar çünkü yok öyle bir şey.siz kendinizi sevin ve onaylayın yeter. 
Size şunu sorayım 
Sizce Tanrı mükemmel ve kusursuz mu?
Birçoğunuz buna evet diyecektir.
Öyle olmasına rağmen,Tanrı yı bile sevmeyenler var. Hadi bakalım buyrun buradan yakın.Tanrı bile herkesin onayını alamıyorken, size ne oluyor da herkesin onayını alma hayali ile yaşıyorsunuz? 



                                                                                                           -Aykut Oğut

Mutsuz olmak olmamak


Oturuyorum şu an bir başıma bankta 
Mevsimlerden ilk bahar çicek açmış yanı başımda 
Bir teyze var karşımda
Sigara içer dertli dertli bir başına

Bir çocuk var yanı başımda
Kulaklığı takmış gözleri ıraklarda
Bunun ne derdi var acaba 
Şuan tek mutlu benim galiba

Aslında baksalar azıcık yukarı 
Görecek yaşlı çınarın o güzel yeşil dallarını
Görecekler yuva yapmış delice ötüşen kuşları
Güneşin verdiği o tatlı aydınlığı 

Mutluluğu uzaklarda aramaya gerek yok
Ama yinede memlekette bir tane mutlu adam yok
Herkesin tek çaresi psikolog
Dertler birikmiş olmuş adeta bir katolog

Bence biz mutlu olmayı bilmiyoruz
Gelen her şeri bişey sanıyoruz
Mutsuz olmak için adeta kendimizi zorluyoruz
Neden nefes alıp verdiğimizi unutuyoruz 

Ölümdür yaşanan tek başına


Varsın ölsün herkes
Can dediğin birazcık nefes
Varsın nefes almasın herkes
Dünya zaten boş bir heves

Ölümdür yaşanan tek başına
Bakmaz gözüne kaşına yaşına başına
Azrail geldimi karşına 
Ölümdür yaşanan tek başına

Yalaka Eşekler


Ben tek siz hepiniz
Var mı aranızda yiğidiniz
Tüm dünya gelin isterseniz
Allahtan başka korkumuz yoktur biliniz

Belki ağzımdan kan gelinceye dövebilirsiniz
Hatta belkide öldürebilirsiniz
Alnımız ak kolay kolay eğilmeyiz
Allahtan baska korkumuz yoktur biliniz

Yalakalar toplanmışsanız şimdiden eğer
Size lazım altın bir semer
Belliki üstünüzde çok oturacak efendiler
Bu hanı deryada eşeklerde sizin efendiler

Efendiler eşeklerinize  sıkı  bininiz
Onlar sadece bundan anlar biliniz
Eğer acırda biraz salıverirseniz
Ve olaki düşerseniz
Sizi ilk o teper bunu böyle biliniz

       Siyah


En sevdiğim renk siyahtır benim
Karanlıkta olan tek tenim
 anca o zaman özgür hissederim
Aysız geceleri bu yüzden severim



Özgür müyüz bu hayatta



Bir yağmur damlası kadar özgürmüyüz bu hayatta
İstediğimizde denize toprağa karışacak kadar özgürmüyüz
Yeri geldiğinde tekrar bulutlara cıkacak kadar özgürmüyüz
Geldigimiz yere geri dönebilecek kadar özgürmüyüz



İstediğimiz kişiyi sevecek
İstediğimize güvenebilecek
İstediğimiz de pes edecek
Kadar özgürmüyüz  acaba

 Özgür degiliz yeterince galiba
Çokta önemli değil aslında
Alıştık bütün bunlara
Şayet alismayasaydik mesela

Bir yağmur damlasi olabilirdik
Belkide uçan bir kuşu anlayabilirdik
Bir arı gibi çicek çicek gezebilirdik
Belkide İnsan olmanın tadına varabilirdik

           Bazı İnsanlar

Bazı zamanlar , bazı insanları 
Bazı nedenlerden sarılmak istersin 
Ama sadece el sıkmakla yetinirsin
Dedim ya işte bazı insanları


O bazı insanları seversinde 
İşte o sebepten istersin
Sarılmak,öpmek,saçının kokusunu
Tüm içtenliğinle içine çekmek 

O bazı insan aslında
Sadece bazı insan değildir
Senin için o gökyüzünde parlayan tek yıldız gibidir 
Sen sadece öyle  görmek istersin
O öyle güzel , öyle saf ,öyle leylî
Ve tüm kötü sıfatlardan uzak ve pak

İşte dedim ya bazı insanlar 
Herkesin bazı insanı vardır hayatında
Bazı insanların bazı insanı olmakta
Her insana nasip olmaz
Nasip olsa hiçte fena olmaz